Kadın Doktoru.Com Kadın Sağlığı ve Kadın Doktoru Sitesi
Kadın Hastalıkları Uzman Görüşü Vajinismus ve Tedavisi Kısırlık ve Tedavisi Hormon Bozuklukları Cinsel Hastalıklar Cinsel Hastalıklar Cinsel Hastalıklar
Kadın Doğum Anne-Çocuk Sağlığı Gebelikten Korunma Gebelik ve Kürtaj
Cinsel Sorunlar Menstrüasyon Kadın ve Diyet Kadın ve Spor
Kadın Moda Kadın Kariyer Kadın Cinsellik Alışveriş Bakım Rehberi Kadın Gurme
Kadın Haberleri Kadın Sanat Kadın Haberleri
YAZAR1 YAZAR2 YAZAR3 YAZAR4

Bunu Biliyor muydunuz?

En son ne zaman bir Jinekolog'a muayene oldunuz

Kadın Hastalıkları hakkında yeterince bilginiz olduğuna inanıyor musunuz?

Bir de midesini deneyin !..

  • Anne sütüne en yakın süt olan keçi sütünün, yeni doğan bebeklerin beslenmesinin yanı sıra bir çok hastalığın tedavisine de yardımcı olduğu açıklandı ...
  • Amerikan Hastanesi Dermatoloji Bölümü Dr. Ayfer Aydın deri kanserinin tüm kanserler içinde en sık görülen kanser türü olduğunu belirtti ...
  • Fransa'nın tanınmış beslenme uzmanı Dr. Pierre Dukan'ın spor yapmadan sınırsız et, tavuk ve balık yenilerek kilo kaybettiren diyetinin amacı strese sokmadan zayıflatmak ...
  • Anneler Günü'nün yaratıcısı Anna Jarvis'in daha sonra Anneler Günü'nü iptal ettirmek için hapislere uzanan hikayesinden haberdar mısınız? İşte o ilginç hikaye ...
  • Kadınların kabusu Vajinismus nedir? Vajinismus tedavi edilebilir m? Vajinismus'tan kurtulmanın yolları, Vajinismus ile ilgili aradığınız her şey burada ...

Bakteriyel Vajinozis nedir? Bakteriyel Vajinozis nasıl anlaşılır?


Doğum kontrol haplarının dış etkileri ve faydalarıHer 3 kadından birini etkileyen vajinal enfeksiyon hamilelikte de sıklıkla görülebilir. Peki, bakteriyel vajinozisin belirtileri nelerdir?

Bakteriyel vajinozis (BV), vajinal bölgede asit-baz seviyesinin değişmesi sonucu bakteri dengesinde görülen bozukluklardır. Sebebi parfümlü vajinal bölge ürünleri, sperm veya adet kanaması olabilir. Bakteriyel vajinozisin tipik belirtileri sulu gri renkli akıntı ve kötü kokudur.

Kolayca tedavi edilebilen BV, hamilelikte görülür ve tedavi edilmezse ciddi sorunlara neden olabilir. Tedavi edilmediğinde prematüre doğum riski 2, düşük riski ise 6 kat artar.

Hamilelik döneminde böyle bir sorun yaşadığınızda bir an önce doktorunuza başvurmanız gerekir. Hamilelik öncesinde kullandığınız ilaçları doktora danışmadan kullanmamanız önemle vurgulanmaktadır.

Beslenmemizde yaptığımız önemli yanlışlar!


Hangi besinleri aldığınızda hangi sonuçlarla karşılaşırsınız. Az meyve tüketimi kilo vermenize yardımcı olabilir mi? Diyetisyen Deniz Berksoy, kanser oluşumunu artıran beslenme hatalarını sıraladı.

* Sebze ve meyvenin az tüketilmesi: Günde en az 3-4 porsiyon meyve ya da doğal meyve suları, en az 2 porsiyon sebze tüketilmelidir.

Doğal beslenmenize yüksek enerjili, hızlı ve sağlıklı bir tavsiyemiz var. Siz de mutfağınızda taptaze meyve ve sebze suları hazırlayıp, sağlıklı yaşama merhaba diyebilin!

* Posanın az alınması: Günlük posa ihtiyacı 25-30 gr kadardır. Yüksek posalı (lifli) beslenmek; kansere karşı koruyuculukta ön planda olan bir faktördür. Kurubaklagiller, tam tahıllı gıdalar ve sebze, meyveler posa içeriği en yüksek besinlerdir.


* Yanlış pişirme metodları: Tütsülenmiş besinler, tuzlanmış veya salamura yapılmış besinler, doğrudan ateşte pişirilmiş gıdalar, kızartılmış, kavrulmuş gıdalar kanserojen içeriği en yüksek gıdalardır. Fırında, ızgara, haşlama veya buğulama yöntemleri tercih edilmelidir.

* Gıda katkı maddelerinden zengin besinler tüketmek: Gıda katkı maddeleri, besinin bileşimindeki öğelerin kaybını önlemek, besin kalitesini sürdürmek, besinin raf ömrünü uzatmak, tat, koku, yapı ve görünüşünü geliştirmek amaçlı kullanılan maddelerdir. Bu maddelerin fazla tüketimi kanser oluşumunu tetiklemektedir.

* Yağ oranı yüksek beslenmek: Yağlı tüm hayvansal besinler, yağlı şarküteri ürünleri, tereyağı ve diğer katı yağlar, kızarmış ve kavrulmuş gıdaların aşırı tüketimi obezite ile birlikte kanser riskini artırmaktadır. Az yağlı süt ve yoğurt grubu, az yağlı peynir, çökelek, yumurta kanser riskini azaltıcı hayvansal gıdalardır.

Her Kanama Adet Kanaması Değildir


Uzun süreli ve düzensiz adet kanaması görüyorsanız, vakit kaybetmeden bunları yapın... Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. C. Gürkan Zorlu, herhangi bir neden olmadan, uzun süreli ve düzensiz adet kanaması olanların bunu gözardı etmemeleri ve mutlaka bir doktora görünmeleri konusunda uyardı.

Medipol Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. C. Gürkan Zorlu, tüm kanamaların adet kanaması olmadığını belirterek, "Yani bir kişi için 20 ml normalken 60 ml kanaması aslında 3 kez fazla kanamayı işaret etmektedir. Normal sınırlarda gözükmesine rağmen böyle bir durum da normal kabul edilmemelidir. Bunun dışındakiler ise aslında 'anormal uterin kanamalar'dır ve muhakkak altında ya hormonal ya da anatomik bir patoloji bulunmaktadır" dedi.

İstanbul Medipol Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. C. Gürkan Zorlu, normal adet kanamasının 21 ila 35 günde bir görülen, yedi günden az süren ve toplamı 80 ml'den az olan kanama olarak tanımlandığını, anormal kanamanın ise herhangi bir neden olmadan, adet kanamalarının düzensiz olması veya durmayan uzun süreli kanama olduğunu söyledi. Anormal vajinal kanamalardan bahsederken öncelikle kadınlardaki adet döngüsünün tam olarak bilinmesinin uygun olacağını belirten Zorlu, adet kanaması olarak dillendirilen her türlü vajinal kanamanın aslında düzenli bir hormonal döngünün belirtisi olduğunu ifade etti. Zorlu, "Gerçek adet kanaması düzenli ve ovulasyonu (yumurtlamayı) takip eden kanamalardır" dedi.

Herkesin kendi normal seviyesi olduğu ve kişiler arası farklılıklar olabileceğinin de akılda tutulması gerektiğini hatırlatan Zorlu, şöyle devam etti: "Yani bir kişi için 20 ml normalken 60 ml kanaması aslında 3 kez fazla kanamayı işaret ederken bizler için normal sınırlarda gözüküyor. Böyle bir durum da normal kabul edilmemeli. Bunun dışındakiler ise aslında 'anormal uterin kanamalar'dır ve muhakkak altında ya hormonal ya da anatomik bir patoloji bulunmaktadır. Yani tüm kanamalar adet kanaması değildir. Her normal adet kanamasının önünde bir yumurtlama olmalıdır. Yani üreme adetle değil, yumurtlama ile başlar. Her menstruasyonun önünde bir ovulasyon vardır."

Medipol Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. C. Gürkan Zorlu, anormal kanamalar ile ilgili merak edilen soruları cevapladı:

Zorlu Fonksiyon bozukluğu sonucu olan kanamalar nelerdir?

"Disfonksiyonel uterin kanama" adından fonksiyon bozukluğu veya fonksiyonlarda sapma akla gelmektedir. Dolayısı ile bu kanamalar herhangi bir patoloji olmadan anovulasyona bağlı yani yumurtlamamaya bağlı oluşan rahim içi dokunun (endometrial) kanama bozukluklarını ifade eden bir terimdir. "Anormal uterin kanama" ve "Disfonksiyonel uterin kanama" terimleri birbirinin yerine kullanılmaktadır. çünkü gebelik sorunları, tümörler veya enfeksiyonlar da dahil rahim ağzından (servikal), uterin veya tüplerden kaynaklanan patolojileri ayırt etmek gerekir.

Disfonksiyonel kanamalarda ne sakıncalar oluyor?

Disfonksiyonel kanamalar anovulasyonlu olduğundan çatlamayan yumurtalar kistleşme yapmış olabilir ve bunun sorunları ortaya çıkabilir. Kist yırtılması veya etrafında dönmesi olabilir. Bunların yoğun ve şiddetli sancıları olabilir. Bazen kist içine kanama (hemorajik kist) yapabileceği veya karın içine kanama olup sıkıntılara neden olabileceği akılda tutulmalı. Yumurtlamanın sık olarak aksadığı hallerde fonksiyonel kistlerin tekrarlayarak oluşu dışında sadece östrojenik etkinin yani progesteron ile karşılanmamış östrojenin rahim içindeki dokuya yaptığı büyütücü etkinin uzun süreli devamında kötü huylu hastalıkların da gelişimi söz konusu olabilmekte. Böyle uzun süreli anovulasyonun polikistik over sendromu olan hastalarda görülme olasılığı daha fazladır. Bu hastalarda görülen seyrek adet veya amenore dönemleri riski yaratmaktadır ve muhakkak progesteron ile karşılanması gerekir. Bu hastalar menopoza yakın dönemde iseler biyopsi almak uygun olacaktır. Genç ve bebek isteyen hastalarda ise yumurtlama sağlayıcı ajanlarla infertilite sorunu halledilmelidir.

Ergenlik döneminde düzensiz olan kanamalar nasıl halledilir?

Ergenlik döneminde ilk akla gelecek olan adet düzeninin oturmadığı ve yumurtlamanın eksik kalması olmalıdır. çünkü ilk adet sonrası 2 yılda anovulasyon %60-90 oranında karşımıza çıkar. Ancak 5. yıl sonunda bu oran %20-30 civarına iner. Bu sıklıkla yeni olgunlaşan beyin üst merkezlerindeki yetersizlik sonucu olur. Bunun yanı sıra başka sistemik hastalıklar veya hormonal bozuklukların da olabileceği akılda tutulmalı. Tabii bütün kanamalar yumurtlama olmamasından kaynaklanmaz. Bazılarında yumurtlama esnasında hafif kanaması olan hastalarda vardır. Buna "mittel-schmerz" denir ve bazen ufak bir ağrıda buna eklenir. Ayrıca yine bazı kadınlarda adet öncesi lekelenme de olabilir ve bu adetten sayılmamalıdır, normal olarak kabul edilmelidir.

Fonksiyon bozukluğu dışında neler olabilir?

İlk adet görülmeye başlandığı genç kızlık dönemlerinde tümörler, vajinal travmalar, yabancı cisimler, enfeksiyöz değişikliklere bağlı kanamalar mutlaka ayırt edilmeli ve bunun sonucuna göre ovulasyon bozukluğu ve disfonksiyonel kanama denmeli. Daha ileri yaşlarda ise rahim içi dokunun ileri derecede kalınlaşması (hiperplazi), polipler ve sıklıkla myomlar akla gelmeli ve bunların yokluğunda anovulasyona bağlı kanamalar düşünülmelidir. Nadirde olsa yine tümörler akılda tutulmalıdır çünkü böyle bir olayın varlığının atlanması katastrofik sonuçlar doğuracaktır. Adetlerin tamamen kesildiği menopoz sonrasında ise disfonksiyonel kanama olmaz çünkü zaten fonksiyonlar durmuştur. Bu dönemde sıklıkla hormon replasmanı yapılıyorsa buna bağlı kanamalar, doku zayıflığına bağlı kanamalar (atrofi) veya tümörler karşımıza çıkar.

Başka neler akla gelir?

Muhakkak hormonlar bakılırken tiroid fonksiyonları değerlendirilmeli ve bozukluk mevcut ise düzeltilmeli. Bu sıklıkla hipotiroidi hastalarında olur ama bazen hafif bozukluklarda dahi olabilmektedir. Prolaktinomalar veya diğer hipofiz adenomlar da hormonal dengeyi alt-üst eder ve anovulasyon yaratır. Bunların yanında enfeksiyonlarda az veya çok kısa veya uzun süreli kanamalar olabilir. Endometriozis olgularında da adet kanamasının fazla olması veya adet öncesi lekelenmeler olabilir. Rahim içi araçlarda eğer progesteron içeren tiplerden değil ise adet miktarı artabilir ve kasılmalar nedeni ile ağrı olabilir. Tüp bağlama operasyonlarından sonra da adet düzensizliği olduğu bildirilmektedir ama çok sık olarak karşımıza çıkmaz.

Tedavide ne yapılır?

Her türlü kanama öncelikle hormonal manüpilasyon ile durdurulur. Bazen bunun öncesinde örnek alınması gerekebilir bunu sıklıkla 40 yaş üstünde veya bir patoloji beklediğimizde yaparız. Bunların yanında hastanın kan kaybının ne derecede olduğu ve ne kadar desteğe ihtiyacı olduğu belirlenip buna yönelik destek yapılması uygun olacaktır. Eğer anormal kanamalar yumurtlama problemine bağlı ise kanama düzenlenip hemen yumurtlama sağlanır ancak bebek isteği yoksa düzenli doğum kontrol hapı kullanılır veya düzenleyici östrojen ve ardışık progesteron preparatları verilir. Bunun yanında rahim içi sistemler kullanılabilir. Bunlarda progesteron bulunmaktadır. Bunu daha ziyade yumurtlamamaya bağlı rahim içi dokunun kalınlaştığı olgularda kullanmaktayız ayrıca menopoza yakın hastalarda tercih etmekteyiz. Bu tedavi ile rahim içinde östrojenin yarattığı etkiler tersine çevrilir. Gençlerde ve ergenlik döneminde bazen kanama pıhtılaşma sorunlarına bağlı kanamalarda hasta geçici menopoza sokulur. Bu durum kemoterapi alan hastalarda ortaya çıkabilecek düzensizliklerin varlığında da tercih edilebilir.

Cerrahi müdahale gerekir mi?

Bütün bunlardan başka ailesini tamamlamış ve doğum planlamayan hastalarda cerrahi tedavi seçilebilir. Ayrıca tespit edilen sorun cerrahi gerektiriyorsa da öncelikle tercih edilmeli. Burada genellikle endoskopik yöntemleri tercih ediyoruz. Sıklıkla histeroskopik olarak rahim içindeki myoma veya polip gibi patolojinin alınması veya kanama yapan dokunun tamamen fonksiyonsuz hale getirilmesi şeklinde yapılır. Bazen de laparoskopik olarak rahim alınması en son çare olarak gerekmektedir.

Her 3 kadından biri idrar kaçırıyor


idrar kaçırmaİdrar kaçırmanın özellikle kadınların en önemli problemlerinden birisi olduğu istatistiki verilerle de sabitlendi... AKDENİZ Üniversitesi Üroloji Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Profesör Doktor Selçuk Yücel, Türkiye’de her 3 kadından birinde idrar kaçırma şikayeti olduğunu söyledi.

AKDENİZ Üniversitesi Üroloji Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Profesör Doktor Selçuk Yücel, Türkiye’de her 3 kadından birinde idrar kaçırma şikayeti olduğunu söyledi. Prof. Dr. Yücel, aciliyet hissi ve stres tipi olmak üzere iki türü olan idrar kaçırmaların, doğru teşhisle tedavi edilmemesi halinde böbrek yetmezliğine neden olabileceğine dikkat çekti.

Doğurganlık yaşı gelmiş olan kadınlar ile postmenopozal (menopoz sonrası kanama) dönemlerde her 3 kadından birinde idrar kaçırma rahatsızlığının yaşandığını belirten Prof. Dr. Selçuk Yücel, bu oranın özellikle postmenopozal dönemde neredeyse yarı yarıya yükseldiğini dile getirdi. ’Aciliyet hissi’ ve ’stres’ olmak üzere iki türü bulunan idrar kaçırmalarda öncelikle hangi tipte idrar kaçırması yaşandığının araştırılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Yücel, "Bazen her iki tür de bir arada olabiliyor ki en zor grup da bu oluyor" dedi.

İDRAR KAÇIRMADA BOTOKS UYGULAMASI
Prof. Dr. Selçuk Yücel, aciliyet hissi olan hastaların yüzde 90’ının ilaç tedavisi ile rahatsızlıktan kurtulabildiğini, kalan yüzde 10’luk grupta ise kozmetikte sıkça kullanılan botoks yöntemi ile tedavi uygulandığını anlattı. Profesör Doktor Yücel, "Yüz kaslarını felç eden botoks zehri mesanenin içindeki kasa zerk edilerek idrar torbası felç ediliyor. Başarı oranları oldukça yüksek. Bunun dezavantajı ise kozmetikte olduğu gibi yaklaşık 6- 12 ay içerisinde botoks seansının tekrarlanması gerekiyor. Ama ne yazık ki botoks seansı henüz SGK kapsamına girmedi. Hastalar bunun maliyetini kendileri karşılıyor" diye konuştu.

Prof. Dr. Yücel, stres tipli idrar kaçırmalarda ise kalça çevresindeki kasların çalıştırılarak güçlendirilmesi ya da ilaç tedavisi gibi yöntemlerin fayda etmediği durumlarda cerrahi tedavilerin gündeme geldiğini aktardı. Prof. Dr. Selçuk Yücel, "Bunlar da oldukça hafif tedaviler. Bu sayede yüzde 85 oranında kalıcı olarak idrar kaçırmayı engelleyebiliyoruz. Hastalar aynı gün içerisinde taburcu olabiliyorlar" ifadelerinin kullandı.

İDRAR KAÇIRMADA YANLIŞ TEDAVİ BÖBREKLERİ VURABİLİR
İdrar kaçırma rahatsızlıklarında hastanın hangi tipte idrar kaçırma yaşadığının tespit edilmesi gerektiğine dikkati çeken Prof. Dr. Yücel, aciliyet hissi ile idrar kaçırması olan hastaların stres tipli olarak değerlendirilip ameliyat olduğunu ve bu durumda idrar kaçırmaların şiddetlendiğine vurgu yaptı. Bu tip hastalarda ilaç tedavisinin fayda etmediğini ve yanlış tedavinin böbrek yetmezliği gibi sonuçlar doğurabildiğini belirten Prof. Dr. Yücel, bu hastalara doğrudan botoks seansı uygulandığını kaydetti.

İDRAR KAÇIRMA SORUNU ERKEKLERDE DE VAR
İdrar kaçırma rahatsızlığının 100 erkekten 1- 2’sinde de görülebildiğini ifade eden Prof. Dr. Selçuk Yücel, erkeklerde genelde aciliyet hissiyle idrar kaçırma rahatsızlığının ortaya çıktığını anlattı.

Erkeklerde andropoz (üreme etkinliğindeki azalma) tedavisine değinen Prof. Dr. Selçuk Yücel, genellikle 50 yaş üzeri erkeklerde görülen bu rahatsızlığın Testosteron Replasman Tedavisi ile önlenebildiğini söyledi. 50 yaş üzerindeki erkeklerin cinsel istekleri, sertleşme güçleri ve vücutsal dayanıklılıklarının azaldığını ifade eden Prof. Dr. Selçuk Yücel, "Bu kişiler gençlik dönemlerine geri dönmek istiyor. Bunun için cilde sürülen merhem sayesinde testosteron veriyoruz. İğne ve hap yöntemi de var ama en güvenli ve dışarıdan en az anlaşılan yöntem merhem yöntemidir. Son 2 yıldır uyguladığımız tedavinin başarı oranı hastalara göre değişiyor ama erkeklere eski güçlerinin yüzde 70-80’ini geri verebiliyoruz" ifadesini kullandı.

Bu tedavinin en büyük dezavantajının prostat kanserini artırması olduğundan bahseden Prof. Dr. Selçuk Yücel, "Kişide eğer daha önce prostat kanseri varsa, biz bu ilacı verirsek kanseri daha da alevlendirir" dedi. Bu tedavinin bazı kalp hastalarında kullanılamadığını ama by-pass ameliyatı geçirmiş ya da stent takılmış hastalarda uygun dozla kullanılabildiğini aktaran Prof. Dr. Selçuk Yücel, şöyle konuştu:

"Bu yöntem daha çok yeni. Çok fazla da yaygın olan bir tedavi değil. Daha çok sosyokültürel seviyesi yüksek olan gruplarda özel hastanelerde uygulanıyor. Biz de bunu Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde standart olarak uyguluyoruz. Son 2 yılda 50’den fazla hastaya bu tedaviyi uyguladık. Bu hastalara rapor çıkartılarak düzgün olarak verdiğimiz merhemi kullanabiliyorlar. SGK tarafından karşılanan bir tedavi."

Diş tedavisinde ozon mucizesi


ozon tedavisiOzon tedavisinin ağızdaki yara iyileşmesini hızlandırdığını ve kolaylaştırdığını biliyor muydunuz?.. Diş hekimliğinde son dönemde yaygın kullanım alanı bulan ozon tedavisi hakkında Diş Hekimi Ebru Pulat şu açıklamaları yaptı...

Ozon üç oksijen atomundan oluşan kimyasal bir bileşiktir.İki atomlu normal atmosferik oksijenin çok yüksek enerji taşıyan bir şeklidir. Havadaki oksijenin güneşin UV ışınlarını veya elektrik akımlarını emmesi ile oluşur. İnsanlığın bildiği en kuvvetli oksidandır.

OZON TEDAVİSİNİN ÖZELLİKLERİ VE ETKİLERİ NELERDİR?
Medikal ozonun iyi bilinen baktericidal (bakteri öldürücü),fungicidal (mantar öldürücü) ve virostatic (virüs çoğalmasını önleyici) özelliği sebebiyle enfekte olmuş yaraların dezenfeksiyonunda ve ayrıca bakteri ve virüslerin sebep olduğu hastalıkların tedavisinde kullanılır.

OZON HANGİ TEDAVİLERDE KULLANILIYOR?
Ozon tedavisi ağızdaki yara iyileşmesini hızlandırır ve kolaylaştırır. Başlangıç aşamasındaki diş çürükleri tamir edilir, derin çürükleri mikroptan arındırır, kanal tedavisinde kanal içindeki enfeksiyonu giderir. Bakteri öldüücü etkisi sayesinde bölge steril hale geliyor. Böylece diş üzerindeki mineraller dişi yeniden güçlendiriyor, 4-12 haftada çürük tamamen iyileşiyor. Bu şekilde diş bakterilere karşı dirençli oluyor. Ozon gazı, dişeti cerrahisinde de çok yararlı bir yöntem. Yeni geliştirilen teknikler sayesinde diş beyazlatmada bile ozondan yararlanmak mümkün. Cerrahi işlem sonrası ödem ve ağrının azaltılmasında çok etkili olmaktadır.

OZON TEDAVİSİNİN SÜRESİ NE KADAR?
20-40 saniye ozon uygulandıktan sonra çürüğü oluşturan bakterilerin yüzde 99.9'u yok oluyor. Genellikle tek seans yapılıyor. Yan etkisinin olmaması, yöntemin en büyük avantajı.Bir başka keyifli yanı da ağzı yormadan, güvenli şekilde bakterilerin yok edilmesi. Ağrısız ve güvenilir bir metot olması bakımından her yaş grubuna uygulanabilir, özellikle çocuklar için önerilir. Ozon tedavisi yöntemiyle dişi oymaya ve anestezi vermeye gerek kalmıyor.

Aşırı sıcak ve güneş çarpmalarında ilk yardım nasıl yapılır?


güneş çarpması ve tedavisiÇok sıcak havalarda özellikle güneş altında uzun süre kalanlarda vücuttan terleme ile aşırı su ve tuz kaybı sonucu baş ağrısı ve halsizlik belirtileri görülür.

Yüksek sıcaklıkta fabrikalarda çalışanlarda da aşırı su kaybına bağlı kas krampları ortaya çıkabilir.

- Günde en az 8 – 10 bardak su içmeli,
- Alkol ve kafein tüketimini azaltılmalı,
- Sıcak havada ağır iş yapmaktan kaçınmalı,
- Sıcak çarpmasına yatkınlığı artırdığı için antihistaminik içeren alerji ilaçları ve idrar söktürücü ilaçları doktora sorarak kullanmalı,
- Vücudun kendisini soğuk tutabilmesi için keten gibi gevşek dokumalı, hafif kumaşlarla üretilmiş bol ve açık renk giysiler tercih edilmeli,
- Kesinlikle şapka ve gözlük kullanmalı,
-Yüksek koruma faktörlü güneş kremleri dışarıya çıkmadan 20 – 30 dakika önce sürülmeli.

Güneş Çarpmasında İlk Yardım :

1 – Hasta serin bir yere götürülmeli ve elbiseleri soyulmalıdır.
2 – Tuzlu ayran veya tuzlu su (1 litre suya bir çeyrek kaşığı 3-3.5 gr. tuz) verilmelidir.
3 – Ateşi yüksekse soğuk bir duş yararlıdır.
4 – Başına buz doldurulmuş bir torba konulabilir.
5 – Vücudu soğuk su ile ıslatılmış bir çarşafa sarılabilir.
6 – Masaj ve kol bacak hareketleri yaptırılmalıdır.
7 – Sonra hemen doktora başvurulmalıdır.

En çok satan diyet kitabı hangisi?


en çok hangi diyet yapılıyorOldukça ilgi çeken diyet kitaplarında rekabet çok yüksek. İsimli otoritelerin kitapları raflarda yan yana büyük bir rekabetin içinde. Peki, ipi göğüsleyen, en çok satan diyet kitabı hangisi dersiniz…

İdefix, 2011′in en çok satan diyet kitaplarını açıkladı. Türkiye’nin en büyük online kitapçısı İdefix, 2011′in en çok satan diyet kitaplarını açıkladı. Sıralamada birincilik yüzde 58 ile Canan Efendigil Karatay’ın yazdığı “Karatay Diyeti”nin oldu.

İkinci sırada yer alan ve Pierre Dukan’ın kaleme aldığı “Dukan Diyeti” ise yüzde 18′de kaldı.

Yerli Karatay Diyeti, Fransız Dukan’ı Geçti!
2011′de ismi en çok duyulan diyet yöntemleri, kitaplarıyla sağlıklı beslenmek isteyenlere yön verdi. Popüler olan diyetlerin rekabeti, bu kategorideki kitaplara da yansıdı. Türkiye’nin en büyük online kitapçısı İdefix, diyet konulu kitaplar arasında geçtiğimiz yılın en çok satanlarını sıraladı. Listede, satılan diyet kitaplarının yüzde 58′lik bölümünün Canan Efendigil Karatay’ın kaleme aldığı “Karatay Diyeti”ne ait olduğu belirlendi. Böylece Karatay Diyeti, açık ara ilk sıraya yerleşerek 2011 yılında İdefix üzerinden en çok satılan diyet kitabı oldu.

Pierre Dukan’ın mucidi olduğu ve geçen senenin en çok tartışılan diyetlerinden “Dukan Diyeti” ise yüzde 18 ile ikinci sırada yer aldı.

Canan Efendigil Karatay’ın bir diğer kitabı olan “Karatay Diyeti’yle Yaşam Boyu Sağlık”, en çok satan üçüncü diyet kitabı oldu. Canan Efendigil Karatay, yüzde 14′lük orana sahip olan bu ikinci kitabıyla, 2011′in en çok ilgi gören diyet yöntemlerinden birine imza attığını kanıtladı.

TAŞ DEVRİ DİYETİ TAKİPTE
Sıralamanın dördüncü sırası, Prof. Dr. Ahmet Aydın’ın yazdığı “Taş Devri Diyeti”nin oldu. Söyleşi formatındaki Taş Devri Diyeti, satılan diyet kitaplarının yüzde 5′lik kısmını kapsayarak yaşamlarına sağlıklı beslenmeyle yön vermek isteyenlerin tercihleri arasında yer aldı.

2011′de en çok satan diyet konulu diğer kitaplar ise sırasıyla: İlaç Gibi Yemekler- Ender Saraç, Acı Reçeteyle Tatlı Son- Mesut Yar, Afiyetle Diyet- Dilara Koçak, Kolay Diyet- Osman Müftüoğlu ve Meslek Sırlarım-Suna Dumankaya oldu.

Haberler.com

Fazla Egzersiz Yapmak Yağ Yakmayı Önlüyor


egzersizle yağ yakmaİnsanlar arasında yaygın bir görüş olan ne kadar fazla spor o kadar fazla yağ yakmak kanısı sanıldığı kadar doğru değil. Vücudumuz yapılan sporun belli bir bölümünde yağ yakıyor, bir süre sonra metabolizmamız yorulduğu için yavaşlıyor v yağ yakma olayı duruyor. Siz yaptığınız uzun soluklu sporlar sayesinde fazla yağ yaktığınızı sandığınız halde sadece vücudunuzu yorduğunuzun farkında bile olmuyorsunuz.

Yaptığınız sporlarda doğru zamanlamayı ayarlamak ve yağlarınızdan doğru şekilde kurtulmak için sizlere bazı önerilerimiz olacak;

Spor yaptığınız salonda mutlaka uzman eğitmenler tarafından verilen egzersizleri belirlenen sürelerde yapın. Eğitmenimizin belirttiği süre dışında yapacağınız egzersiz vücudunuzun bir süre sonra karbonhidrat yakmaya başlamasına neden olur ve sağlıksız bir şekilde hızlı kilo vermenize neden olur.

Ağırlık kaldırma çalışmalarında vücudunuz fazla efor sarf eder ve yağ yakımı hızlanır. Fakat ağırlık kaldırırken ne kadar fazla ağırlık kaldırdığınız değil bunu ne kadar doğru şekilde uyguladığınız önemlidir. Ağırlık kaldırma işlemini mutlaka eğitmen gözetiminde ve onun önerileri doğrultusunda yapmanız bel sağlığınız için büyük önem taşır.

Bel bölgenizde meydana gelen yağlanmaları gidermek için gün içerisinde yaptığınız mekik çekme hareketini 15 kereden fazla uygulamanızın bir faydası yoktur. 15 den fazla uygulanan mekik çekme hareketi yağ eritmeye değil göbek çevresi kaslarınızın sağlamlaşmasına ve dayanıklılık kazanmasına neden olur. Göbek çevresinde oluşan yağlanmalardan kurtulmak için saf zeytinyağı tüketiminin arttırılması gereklidir.

Spor yapmaya başladığınızda kilo verip spor yapmayı bırakmak yapılan en büyük hatadır. Bu şekilde verilen kilolar spor yapmanın bırakılması ile birlikte tekrar alınır. Verdiğiniz kiloların sabit kalması için spor yapmayı bir yaşam tarzı haline getirmeniz ve düzenli olarak spor yapmanız oldukça önemlidir.

Spor yapmaya karar vermeden önce mutlaka hekimler ile görüşülerek gerekli tetkikler yaptırılmalı ve sağlığınızda spor yapmaya engel veya yapabileceğiniz ve yapamayacağınız sporlar ile ilgili bilgi almanız gereklidir. Unutmayın ki bilinçsiz spor yapmak sağlığınızın ciddi anlamda bozulmasına neden olur.

Bebeklerin gazı nasıl çıkarılır?


Bebeğin yatırılma pozisyonu çok önemli. Bebeği yüzüstü yatırdığınız zaman karnı ısındığından bebek daha rahat uyuyacaktır. Ancak yüzüstü yatış pozisyonunda ani bebek ölümü riski daha fazla olduğu için bu şekilde bir yatma pozisyonu doktorlar tarafından tavsiye edilmiyor.

Bebek genel olarak sağ tarafına ve yatağını 45 derece eğimli olacak şekilde yatırmakla ani bebek ölümü riski azalır ve bebeğin kusması halinde de kusmuğun akciğerine kaçma ihtimali kalmamakta.

Özet olarak, gaz sorunu ve kolik ağlaması bakımından bebeğin daha rahat edebilmesi için emzirme süresi gerektiğinden uzun tutulmamalı, emzirme işleminin ardından bebek yarım saat dik tutulmalı ve yukarıdaki yatma pozisyonuna dikkat edilmeli.

Bunların dışında bebek beslendikten sonra kucakta dik tutulurken sırtına masaj yapılabilir ve sırtı ovulabilir. Bu uygulama anne ve bebek arasındaki yakınlaştırmayı artırdığından, bebeğinizin karnının sizin vücudunuza değmesi sonucunda ısınması ve buna bağlı olarak gaz probleminin daha az olmasını sağladığından yararlıdır.

 
Copyright © 2010 - Tüm Hakları saklıdır Kullanım Kuralları | Sahibi Domain Ajansı
Sitede yer alan makaleler tavsiye niteliği taşımaz. Kadin-Doktoru.com her ziyaretçisine, uzman doktorlardan profesyonel yardım almasını şiddetle tavsiye eder | Bu site en iyi Mozilla, Internet Explorer, Google Chrome ve Opera tarayıcıları ile görüntülenir.